
Bitkisel tedavi, insanlar tarafından binlerce yıldır kullanılan bir tedavi yöntemidir. Tarihi, antik çağlara kadar uzanır ve tıbbın ilk biçimlerinden birini oluşturur. Bitkisel tedavi, bitkilerin çeşitli sağlık koşullarının tedavisinde kullanıldığı bir yöntemdir ve doğal iyileşmeyi desteklemeyi hedefler.
Bitkisel tedavinin kökenleri, tıbbın tarih öncesi dönemlerine kadar uzanır. İnsanlar, çevrelerindeki bitkilerin iyileştirici özelliklerini keşfettiler ve onları tedavi amacıyla kullandılar. İlk bitkisel tedavi yöntemleri, bitkilerin çiğ olarak tüketilmesi veya ezilerek yaralara veya hastalıklı bölgelere uygulanması şeklindeydi.
Tarih Öncesi Dönemi
Yontma taş devri M.Ö. 50 000 yılları -kitabeler ve arkeolojik materyaller Mezopotamya dönemi: Sümer, Akad ve Asurlar M.Ö. 3000 yılları -kitabeler ve arkeolojik materyaller
Mısır Dönemi
M.Ö. 1550’de yazılmış bir papirüste kayıtlı 450 kadar hastalığa rastlanmış, nebati ve hayvani menşeli ilaçların hastalıkların tedavisinde kullanıldığı anla- şılmıştır. Mısırlılar, Mentha x piperita L. (nane), Sinapis nigra L. (siyah hardal), Cassia acutifolia L. (sinameki), Papaver somniferum L. (haşhaş), Scilla maritima L. (ada so- ğanı), Datura stramonium L. (tatula) gibi tıbbi bitkileri kullanmışlardır.
Hitit Dönemi
M.Ö. 1500 yıllarına ait Hitit tabletlerinde bulunan reçetelerde adamotu, alıç, arpa, buğday, safran, sarımsak.. gibi bitkilere rastlanılmıştır.
Grek Dönemi
Dönemin önemli ismi Hipokrates (M.Ö. 460-377), döneminde kullanılan 400 tür tıbbi bitkiden ayrıntılı olarak bahsetmiştir.
Roma ve Bizans Dönemi
Birinci yüzyılda, Dioskorides’in yazdığı “Müdâvî ilaçlar” kitabında 600’den fazla tıbbi bitki hakkında etraflı bilgi bulunmaktadır. Galen ise bitkisel kökenli yeni preparat ve formüller geliştirmiştir.
İslam Dönemi
İslam uygarlığı döneminde Ebu Biruni, İbni Sina, İbni Baytar gibi bü- 12 Bitkilerle Tedavi Sempozyumu yük hekimler yetişmiştir. O devrin Türk bilgini meşhur İbn-i Sina (980-1037) yüzden fazla ilmî eser bırakmıştır. En büyük eserleri “Şifa” ve “Kanun fit-Tıb“dır. Bu eserlerde 900’den fazla tıbbi bitki, hayvani ve inorganik kökenli ilaç yer almaktadır.
Selçuklu ve Osmanlı Dönemi
Bu dönemde müslümanlar 1600’den fazla tıbbi bitkiyi biliyordu. Avrupa ise Amerika’nın keşfinden sonra ilave edilen yeni bitkilerle daha da zenginleşti; bu bitkilere örnek Erytroxylon coca Lam. (koka), Cinchona sucdrubra Pav. (kinin ağacı), Theobroma cacao L. (kakao ağacı), Hydrastis canadensis L. (hidrastis), Polygala senega L. (senega) verilebilir. Yeni keşiflerle fitokimyada da hızlı ilerlemeler kaydedilmiştir.
19. yüzyılda tıbbi bitkiler üzerinde önemli ölçüde inceleme yapılmıştır.
Bu dönemde ilaç sanayi de gelişmiştir. 1806’da afyondan saf morfin alkaloiti elde edilmiş ve morfinin uyuşturucu etkisi keşfedilmiştir.
Bu sonuç bitkilerde aktif madde araştırmalarını teşvik etmiş, kısa zamanda striknin, veratrin ve kinin alkaloitleri, 19. yüzyılın ortalarındaysa bitkilerden diğer aktif maddeler (glikozitler, saponinler, reçineler vs.) izole edilmiştir. 19. yüzyılın sonları 20. yüzyılın başlarında, vitaminler ve antibiyotiklerin keşfi bilimde yeni sayfalar açmıştır. Bitkilerin tedavi etkileri hakkında araştırmalar halen devam etmektedir.