En İlginç Efsaneler ve Mitolojik Yaratıklar

Dünyanın her yanında tarih boyunca, düşmanlarını ne pahasına olursa olsun yenmeye çalışmış efsanevi savaşçıların masalları olmuştur. Çoğunlukla bu kahramanlar normal insanlardan daha fazlasıyla karşı karşıya kalır ve her türlü tuhaf yaratığa karşı savaşmak zorunda oldukları anlatılır. İşte efsanevi savaşçılar ve mitolojik yaratıkların bir araya geldiği tuhaf masallardan bazıları.

1. Kral Arthur ve Dev Kedi

Kelt mitolojisinde Cath Palug ismiyle bilinen dev kedinin Galler adası Anglesey’i işgal ettiği söylenir. Bir kediden beklenmeyecek bir şekilde annesi Henwen isimli dev bir domuzdur ve Arfon, Llanfair’de doğumundan hemen sonra kuvvetli bir domuz çobanı onu denize atar. Ancak Cath Palug bu şekilde ölmez ve Anglesey’e gelerek onun ölümcül potansiyelini anlayamayan Palug’un oğulları tarafından yetiştirilir.

Kedi, dokuz iyi savaşçıyı öldürmüş ve yemiştir. Fakat Kral Arthur o sırada ava çıkmıştır. 6.yüzyılda yaşadığına inanılan (eğer yaşamışsa) Arthur’un bu korku veren yaratıkla karşı karşıya kaldığı ve İngiliz Keltleri’nin kralı ve kurtarıcısı olarak kendini bir kez daha kanıtladığı söylenir. Başkaları yaratığı bulup öldürme konusunda başarısızlığa uğrarken o bunu başarmıştır. Diğer taraftan bir başka efsaneye göre Arthur yaratıkla Geneva Gölü yakınlarında, Frnasa’da savaşmış ve kaybetmiştir.

2. Minamoto Yoshitsune ve Tengu

Tengu, eski Japon folklöründe yarı insan, yarı kuş biçimi alan mitolojik ruhlardır. Aslında dev gibi gagalarıyla tarif edilirler fakat aradan yüzyıllar geçtikte bu görüntü son derece büyük bir insan burnu şeklini almıştır. İnsan gibi vücutları ve uzuvları vardır ve genellikle büyük kanatlarıyla resmedilirler. Minamoto Yoshitsune 14.yüzyılda yaşamış ve Samurai sınıfına doğmuştur. Daha küçük bir çocukken babası rakip bir klan tarafından suikaste uğramış fakat Budist bir tapınağa sürgün edilip keşiş olması koşuluyla yaşamasına izin verilmişti.

Bir gün genç Yoshitomo, ona dövüş sanatlarını, özellikle de yaşı geldiğinde babasının intikamını alabilmesi için kılıç kullanmayı öğreten Tengu’yle karşı karşıya gelmiş. Budizm’de Tengu genelde bölücü iblisler olarak görülür fakat seneler içerisinde bu imajı yumuşamış ve hâlâ ‘yaramaz’ olarak görülmelerine rağmen dağların ve ormanların koruyucuları olarak da algılanmaya başlamışlardır. Yoshitsune’nin bu olayı, Tengu’nun Japonya’yı savaşa sokma teşebbüsü olarak görülüyordu fakat zamanla Yoshitsune’nin efsanevi savaşçı itibarı büyüdüğü ve tengu itibarı da yumuşadığı için daha onurlu bir ışıkta görülmeye başlandı.   

3. Beowulf ve Ejderha

‘Beowulf’ isimli şiir, büyük Anglo-Sakson savaşçısı Beowulf’ujn hikâyesini anlatır. Beowulf yalnızca ağzından alevler püskürten bir ejderhayı öldürdüğü için değil, bunu yaşlı bir adam olarak yaptığı için de ünlüdür. Ejderha’nın ininden kölenin biri altın kupayı çalınca yaratık sinirlenir ve civardaki insanları ve evleri yakarak müthiş bir korku salar. Beowulf yaratıkla karşılaşmaya giderken yanına on bir adamını alır fakat her şey o ve ejderha arasında gerçekleşeceği için hiçbirine içeri girmemelerini öğütler. Kendine o kadar güveniyordur ki ejderha yalnızca alev püskürtebileceğinden o da yalnızca kılıcını kullanacağını söyler.

Karşılaştıklarında kahraman canavarın kafasına eski kılıcıyla vurur fakat bu yalnızca kılıcı köreltir ve ejderhayı kızdırır. Ejderha, Beowulf’u yaralayan alevini püskürtür. Beowulf’unsa korunmak için kalkanından başka bir şeyi yoktur. O anda Wiglaf hariç tüm adamları kaçar. Wiglaf’sa koşarak yardımına gelir. Beowulf ejderhanın kafasına bir kez daha vurur ve kılıcı ikiye ayrılır.

Artık iyice sinirlenen ejderha Beowulf’u boynundan ve omzundan ısırır, ona ölümcül yaralar verir. Fakat Wiglaf dikkati dağınıkken ejderhanın karnını yarar. Sonra Beowulf bıçağını alır ve yaratığın işini bitirir. Ancak kanındaki zehir ona ağır gelir ve Wiglaf’ı tahtına geçecek kişi ilân ettikten sonra Anglo-Saksonlar’ın en ünlü kahramını ölür.

4. Gılgamış ve Göklerin Boğası

Gılgamış Destanı, bir Sümer (eski Irak) şiiridir ve M.Ö. 27’de yaşamış ya da yaşamamış olan efsanevi bir kralın hikâyesini anlatır. Hikâyelerden birinde Gılgamış aşk ve savaş tanrıçası Ishtar’ın ilgisini çeker. Kral, tanrıçanın tüm ölümlü sevgilileri kötü sonlara uğradığından onu reddeder. Sinirlenen Ishtar göklere çıkar ve göklerin tanrısı olan babası Anu’dan ona göklerin boğasını vermesini ister. Bu sayede Gılgamış ve kentine zarar verecektir. Anu bunu kabul eder ve Göklerin Boğası’nı yeryüzüne gönderir.

Boğa her nefes aldığında nefesi öyle kuvvetlidir ki yeri parçalar, insanların içlerine düşmesine, suyun kaybolmasına ve sebzelerin ölmesine sebep olacak kadar büyük yarıklar oluşturur. Gılgamış ve yardımcısı Enkidu, canavarı öldürmeyi başarır fakat zaferleri öyle ‘zariftir’ ki Enkidu kızgın Ishtar’ı aşağılayarak sıradakinin o olduğunu söyler ve boğanın bir budunu kopararak yüzüne fırlatır. Bu yaptığının bedelini daha sonra ödeyecektir.

5. Odysseus ve Kiklop Polyphemus

Homer’ın Odysseus’unun dokuzuncu kitabında kahraman Odysseus Kiklop adasına varır ve on iki adamıyla malzeme bulmaya çıkar. Geniş bir mağara bulurlar ve içeri girerler fakat burası davetsiz misafirlerden hiç hoşlanmayan dev Kiklop Polyphemus’un evidir. Onları içeriye hapsetmeden önce saldırır ve aralarından iki tanesini yer. Ertesi sabah ve akşam da aynısını yapar.

Kaçmak isteyen Odysseus, Kiklop’a ağır bir şarap verir ve onu sarhoş eder. Polyphenus esirlerine isimlerini sorar ve karşılığında ‘hiçkimse’ cevabını alır. Dev kendinden geçince Odysseus ve adamları daha önceden gizlice sivrilttikleri büyük bir değneği gözüne sokarlar. Kiklop bağırarak onu ‘hiçkimsenin’ bu hâle soktuğunu söyler. Delirdiğini zanneden arkadaşları onu kaderine bırakırlar. Ertesi sabah geriye kalan esirler devin koyunlarının altına bağlar ve kaçarlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz