Temporomandibular Eklem Hastalıkları

temporomandibular

Psikiyatri hastaları, ruhsal durum veya uzun süreli ciddi duygusal gerilim ve psikotropik ilaçların yan etkileri nedeniyle temporomandibular eklem (T-M-E) hastalıkları için de yüksek risk grubu oluşturulmuştur. T-M-E  rahatsızlıkları olan hastalarımızda ise stresler, anksiyete, depresyon ve somatizasyon sıklığında önemli oranda artış olduğundan, psikolojik faktörlerin, T-M-E hastalıklarının etyopatogenezinde önemli bir rol oynayabileceği bildirilmiştir.

Ruhsal hastalıklarla ilişkili yaşamada gerilimler, dahada sonralarında T-M-E hastalıklarına yol açabilen yüz kaslarında gerilim ve bruksizm gibi sonçlar doğurabilmektedir. Öteki yandan ise, T-M-E hastalıkları ile beraber olan ağrı ve stres, ruhsal bozukluklara yol açabilmektedir. Hastalıklardan hangisinin dahada öncelerden oluştuğunun netliği kazanılamamıştır.

T-M-E hastalıklarına eşlik eden psikiyatrik tanı oranı %66-76 arasındadır. Bu tanıların çoğunun depresyon ve anksiyete bozukluğu olduğu, ayrıca atipik depresyon, somatoform bozukluk ve hipokondriazisin de T-M-E hastalıklarına eşlik eden tanılardan olduğu bildirilmiştir. Ruhsal hastalığı olan bireyler T-M-E hastalık belirtilerine ve bruksizme daha yatkındır.

Bruksizm, antipsikotik ve antidepresan ilaçların bir yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir. Ancak, T-M-E hastalığı ve bruksizm belirtilerinin psikiyatri hastalarında dahada sıkça olmasının, santralcik sinir sisteminin aktivitelerindede bozulmalar veya psikotropik ilaçlarla başlatılan yan etkilerle ilişkili olup olmadığı henüz kesinlik kazanmamıştır.

Ağız Sağlığını Etkileyen Faktörler 

Psikiyatrik hastalıklarda ağız ve diş sağlığını etkileyen faktörlere ilişkin olarak yapılmış çalışmalar değerlendirildiğinde; ileri yaş, hastanede yatış süresi, psikiyatrik hastalığın süresi, cinsiyet, psikiyatrik tanı  ve psikotropik ilaçlar  kötü ağız sağlığına neden olduğu bildirilen ve en sık karşılaşılan faktörlerdir . Kronik psikiyatri hastalığı olanların ağız sağlığına ilişkin çalışmalarda ile tıbbisel durumlar,da psikotropikçe ilaçlarında daha fazla yan etkileri ve çevresel faktörlerin etkisine ilişkin veriler yoğun değildir.

Alt ve üst çene dişlerinin kapanış bozuklukları (kötü kapanış), T-M-E hastalıklarında ve kanserin üzerinlerine çelişkili olarak tartışmaların olması ise; ruhsal hastalığı olan yetişkinlerde karmaşık diş tedavisi ve ortodontik tedavinin daha az planlanması ve bildirilen verilerin yetersizliği ile açıklanmaktadır. Başkaca da emeklerin fazlası şizofrenilerin ve major depresyon hastalarının ağız sağlığını değerlendirmektedir. Literatürde bipolar bozukluk ve obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerin ağız sağlığına ilişkin yeterli veri yoktur.

Klinik ve demografik özellikler incelendiğinde, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre de, DMFT göstergesinin kadın psikiyatrik hastalarındada daha yüksek olduğu ve bu indeks puanının hastanın yaşı ve hastanede yatış süresi ile arttığı bildirilmiştir. Kronik psikiyatrik hastaların yatış süresi ne kadar uzunsa diş çürüğü, periodontit ve sonuçtaki diş kaybı da o kadar fazla olmaktadır ve ayaktan tedavi gören hastalar uzun süredir yatan hastalardan daha iyi ağız sağlığına sahiptirler. Öte yandan, hastaneye yatışın, ağız sağlığının korunması veya düzelmesi için bir fırsat sağlayabileceği de daha da piyasaya sürülmüştür.

Araştırmacılar bu durumu, ağız sağlığı hizmetini sunan birimler ve hastane arasında iyi iletişim ağı ile ağız ve diş sağlığı hizmetine erişimin kolaylaşmasıyla ilgili bir açıklama açıklanmaktadır. Bu nedenle ayaktan tedavisini sürdüren kişilerin ağız sağlığı ihtiyaçlarını gidermek için ikamet ettikleri yerlerde ağız diş sağlığı birimlerine ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Bazı araştırmacılar, ağız ve diş sağlığı hizmetlerindeki yetersizlik gibi kurumsal faktörleri, psikiyatri hastalarının ağız hastalıklarındaki artışın sebebi olarak görmüşlerdir.

Dünyadaki psikiyatri hastanelerinin çoğunda uygun diş klinikleri yoktur ve düzenli diş tedavisi sağlanmalı ve sağlanmaktadır. Süreğen (kronik) psikiyatrik hastala’rı için çok çok mühim olmasına rağmen hemşireler ve diğer psikiyatri çalışanları arasında, ağız hijyenine öncelik verilmemektedir.

Psikiyatristler, kronik psikiyatrik hastalıkların seyri süresince ağız hastaları risklerini, derecelerini ve bunların en önemlisi de psikolojik etkilerini de gözardı edebilirler. Bakıcıların, personelin ve yöneticilerin ilgisizliği ği mevcut ağız diş sağlığı sorunlarını ağırlaştırmaktadır. Kronik psikiyatri hastalarını tedavi etme zorluğu nedeniyle, diş hekimlerinin de konservatif tedavilerde oldukça isteksiz oldukları ve sıklıkla ağrılı dişleri tedavi etmek yerine çekmeyi tercih ettikleri birkaç çalışmada bildirilmiştir. Kronik psikiyatri hastalarının DMFT indeksinin incelendiği çalışmalarda eksik diş komponentinin fazlaca yüksek, dolgu’lu diş komponentlerinin ise çok çok az bulunması bu bulguları doğrulamaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz